MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ;
Sanığın tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğü nedeniyle, hakkında TCK 58/6-7. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Adli Emanetin 2010/3723 ve 2007/5261 sırasında kayıtlı belgelerin dosyada delil olarak saklanmasına mahallinde karar verilmesi ve 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Suça konu olup, aslı dosya içerisinde bulunan sahte nüfus cüzdanı üzerinde heyet olarak yapılan incelemede, belge üzerine yapıştırılan fotoğraf üzerinde bulunması gereken soğuk mühür izlerinin mevcut olmadığının görülmesi karşısında, mevcut haliyle nüfus cüzdanı üzerinde yapılan sahteciliğin ilk bakışta farkedilebildiği ve belgenin aldatma yeteneğinin bulunmadığı cihetle; sanığın bu nüfus cüzdanını almak için kullandığı nüfus cüzdanı talep belgesiyle ilgili hüküm kurulması gerekirken her iki belgenin sahteliğinden bahisle TCK 43/1 maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak, sanığın tekerrüre esas, ertelemeye ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel adli sicil kaydı bulunduğu cihetle, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından TCK.nun 43. maddesi ile ilgili uygulamaların karardan çıkartılmasına, TCK.nun 62/1. maddesinin uygulandığı bölümlerdeki “2 yıl 1 ay” ibaresi çıkartılarak yerlerine, “sonuç cezanın 1 yıl 8 ay hapis olarak belirlenmesine” ibaresinin eklenmesine, eleştirilen husus dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçuyla ilgili kurulan hükmün incelenmesinde ;
Olay günü suç şüphesiyle yakalanan sanığın kolluk görevlilerine kendisini "..." ismi ile tanıttığı ve kimlik ibraz ettiği, ancak polislerin kendisini tanımaları sebebiyle yapılan kontrolde henüz herhangi bir tutanak düzenlenmeden önce gerçek kimliğinin tespit edildiği ve tutanakların gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği anlaşılmakla; üzerine atılı "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy