MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.04.2014 gün 2013/221 E. 2014/214 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; başkasının kimlik bilgileri ile yargılanarak hüküm kurulan sanığın eyleminin hakkında ilam olması nedeniyle TCK 204/1-3. maddesinde düzenlenen suçu oluşturmayacağı, ayrıca ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği cihetle; iddianame kapsamında sanık hakkında nüfus cüzdanı üzerinde tahrifat yaparak kullandığı iddiasıyla TCK 204/1. maddesinden de dava açıldığı, sanığın aslı ele geçirilemeyen nüfus cüzdanını nüfus idaresinden alıp almadığı araştırılarak, nüfus idaresinden alındığının anlaşılması halinde aldatma kabiliyetinin var olduğunun kabul edileceği ve hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği, nüfus idaresinden alınmamış olması halinde ise aslı ele geçirilemeyen nüfus cüzdanın aldatma kabiliyeti tespit edilemeyeceğinden “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiği, duruşma tutanakları ve mahkeme ilamının sahte kimlik bilgileri ile oluşturulmasında ise TCK 268. madde kapsamında kalacağı, bu suçtan dolayı da sanık hakkında açılmış ve derdest dava bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla; söz konusu davanın akıbetinin araştırılarak mümkünse birleştirilmesi, mümkün olmaması halinde bu dosyayı ilgilendiren onaylı örneklerinin dosya arasına alınmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre ise;
2- Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda duraksamaya, karışıklığa neden olacak ve infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi;
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy