... Genel Müdürlüğünün 03.09.2015 gün ve 2015-18108/58325 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.10.2015 gün ve KYB. 2015/310542 sayılı ihbarnamesi ile;
Açığa imzanın kötüye kullanılması, özel belgede sahtecilik ve bedelsiz kalan senedi kullanma suçlarından şüpheliler ... ve ... hakkında, özel belgede sahtecilik suçundan ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05/02/2015 tarihli ve 2013/6630 soruşturma, 2015/519 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik şikayetçiler vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Sulh Ceza Hakimliğinin 03/04/2015 tarihli ve 2015/522 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
... Cumhuriyet Başsavcılığınca, girişilen tahkikat sonucunda, toplanan delil, bilgi ve belgelerden, soyut iddia dışında, şüphelilerin yüklenen suçu işlediğini gösterir, haklarında kamu davası açılmasını haklı gösterir nitelik ve yeterlilikte delil ve emare bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun'un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda müştekilerin murisi olan ...’in kefil olarak göründüğü senetle ilgili olarak müştekiler hakkında icra takibine girişilmesi üzerine, müştekiler vekili tarafından verilen şikayet dilekçesinde, senet üzerinde tahrifat yapıldığı, tanzim tarihinin farklı olduğu ve oynama yapıldığı, altına imza atılan boş senet üzerindeki borç miktarının farklı olduğu, farklı el ürünü olduğu ve farklı kalemle doldurulduğu iddiaları ile ilgili olarak dosya kapsamında alınan imza ve yazı incelemesine ilişkin bilirkişi raporlarında senedin farklı kalemlerle doldurulduğu ve tanzim tarihinde tahrifat bulunduğunun bildirildiği, senette alacaklı sıfatı bulunmayan şüpheli ...’in ise beyanında 2000-2001 yıllarında inşaat işi ile uğraştığını, şüpheli... ile birlikte yaptıkları inşaat nedeniyle...'in kendisine düşen payı vermediğini, daha sonra... ve babası ...’in imzaları bulunan senedi kendisine verdiğini, senedin diğer kısımlarının boş olduğunu söylemesine rağmen inşaatın yapıldığı 2000-2001 yıllarındaki alacağının miktarını açıklamadığı gibi senedi daha sonra borcuna karşılık senette alacaklı olarak görünen ...'a verdiğini, ... ile birlikte,... ile görüşmeye gittiklerini, yanlarında tanık ...'ın da olduğunu, borcu o günün şartlarına uyarlayarak 75.000,00 Türk lirası olarak birlikte düzenlediklerini söylemesine rağmen şüpheli ...'un senedi ...'den 60.000,00-65.000,00 TL alacağına istinaden aldığını, senedi aldığında borçlu isim ve imzalan bulunduğunu, senedin alacaklı, miktar ve ödeme tarihlerinin avukatı tarafından doldurulduğunu,... ile görüştüklerini,...'in borcunu kabul ettiğini beyan ettiği, tanık ...'ın ise...’in borcunu kabul ettiğini, ancak kendisinin yanında borç miktarı konuşulmadığını beyan ettiği, şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan...’in ise suça konu senedi imza kısımları dolu geri kalan kısmı boş olarak şüpheli ...’e 2001 yılında 8.500,00 Türk lirası borcu karşılığında verdiğini, borcu ödediğini, senedi istediğini, ...’in senedin kaybolduğunu söyleyerek senedi iade etmediğini, bu senet nedeniyle ...’e o tarih itibariyle 500.00 Türk lirası borcu kaldığına dair beyanlarda bulunduğu, senedin imzalı olarak verilme tarihinin 2001 yılı olduğunun şüpheliler tarafından belirtilmesine rağmen önce 2004, sonra 2006 olarak tahrif edilerek 2011 yılı vade tarihi düzenlenmiş olduğunun anlaşılması ve alacak miktarı konusundaki çelişkili beyanlar dikkate alındığında senet üzerine 75.000,00 Türk lirası miktar yazılarak müştekiler hakkında takibe girişilmesi karşısında, mevcut delilleri değerlendirme yetkisinin mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; şikayetçiler vekilinin dilekçesinde; ... tarafından müvekkilerinin murisine atfedilen borç nedeniyle yapılan icra takibinde kullanılan senedin, tahrif edilmiş ve tanzim tarihinin farklı olduğunu; üzerindeki borç miktarının da gerçeği yansıtmadığını ileri sürdüğü; atılı suça konu senedin dosya içerisinde bulunan örneğinin incelenmesinde; borçlusunun muris ...'in mirasçılarından..., kefilinin muris, alacaklısının ..., borç miktarının 75.000,00 YTL, tanzim tarihinin 21.03.2006, ödeme tarihinin ise 21.03.2011 olduğunun anlaşıldığı; şüphelilerden ...'un, senedi 60-65.000 TL'lik alacağı için ...'den aldığında, senet üzerinde borçlu ile kefil isimleri ve adreslerinin yazılı olduğunu, boş kalan kısımlarını avukatı Yavuz Dal'a doldurttuğunu, senedi...'le görüştükten sonra bilgisi dahilinde doldurduklarını; ...'in, senedi, 2000-2001 yıllarında Muğla-Güllük'te yaptıkları işten olan payına karşılık Hüseyin'in yanında imzaladıktan sonra babasına imzalattırıp, borçlu ve kefil kısımları ile imzaları doldurulmuş olarak verdiğini, kendisinin de borcuna karşılık ...'a verdiğini, 2011 yılı Şubat ayında, ... ve ... ile birlikte...'in yanına giderek borç miktarını o günün şartlarına uyarlayarak 75.000,00 TL olarak belirleyerek Hüseyin ile birlikte düzenlediklerini, bu alacağını Hüseyin'in akrabası olan ...'in de bildiğini;...'in, suça konu senedi, ...'e almış olduğu 8.500,00 TL'lik borca karşılık verdiğini, senet üzerini imzaladığını, ancak üzerine başka bir şey yazmadığını, borcu ödemesine rağmen Fevzi'nin senedin kaybolduğundan bahisle iade etmediğini, senet üzerindeki imzalar içerisinde babasına ait imza olup olmadığını bilmediğini, ...'e o zamanın parasıyla 500,00 TL borcunun kaldığını savunması; tanık olarak beyanı alınan ...'ın...ile birlikte Güllük'te görüştükleri...'in, miktarını yanında konuşmamakla birlikte, borcunu kabul ederek ödeyeceğini söylediğini beyan etmesi, alınan uzmanlık raporunda, senet üzerinde kefil ... adına atılı bulunan imzaların, bu kişinin elinden çıkmış olması mümkün ve muhtemel olarak değerlendirilmiş ise de, söz konusu imzaların kişilere atfedilebilecek karakteristik hususiyetleri çok fazla ihtiva etmemesi ve adı geçenin mukayese imzalarının yeteri miktarda olmaması sebebiyle daha ileri derecede bir kanaat beyanında bulunulamadığının belirtilmiş, 20.01.2015 tarihli uzmanlık raporunun ise, şikayetçiler vekilinin sunduğu belge fotokopileri üzerinden yapılan incelemeyle düzenlenmiş olması karşısında, ...'in avukatı olduğunu belirttiği Yavuz Dal ile tanık olarak gösterdiği ...dinlenilerek, senedin içerdiği meblağ nazara alınarak, şüphelilerin birbirleriyle bu miktarda bir hukuki ilişki içerisinde olup olmadığı, sosyal ve ekonomik durumları da araştırılarak belirlendikten sonra, müştekiler vekilinin sunduğu belgelerin ve elde edilebilmesi halinde ... tarafından düzenlenmiş başkaca belge asılları ile, şüphelilerin uygulamaya elverişli yazı ve imzalarının ilgili yerlerden resen getirtilerek senet üzerindeki yazı ve imzaların aidiyeti konusunda Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmak suretiyle, eylemlerin sübutu halinde, şüpheliler arasındaki iştirak ilişkisine göre suç vasfı da yeniden belirlenerek, sonucuna göre kamu davası açılması gerekirken, eksik incelemeyle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinde isabet bulunmadığından, bu karara vaki itirazın kabulüne karar verilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmekle, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 05.02.2015 gün ve 2013/6630 soruşturma, 2015/519 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Sulh Ceza Hakimliği'nin 03.04.2015 gün ve 2015/522 değişik iş sayılı kararının CMK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde ikmaline, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 24.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy