Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26.08.2015 gün ve 2015-17352/55820 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15.09.2015 gün ve 2015/304683 KYB. sayılı ihbarnamesi ile;
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 ve 204/3. maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kapatılan ...1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/07/2011 tarihli ve 2010/320 esas, 2011/515 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
1982 Anayasasının 141. maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1. maddesinde “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, Mahkemesince, sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve deliller tartışılmadan mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır.Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eylemlerinin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması, sanık hakkında açılan kamu davası ile ilgili kurulan mahkumiyet hükmünün dayanaklarının gerekçeleriyle kararda açıklanıp gösterilmesi gerekir.
İncelenen dosya içeriğine göre;...1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.07.2011 tarih ve 2010/320 esas, 2011/515 sayılı kararının gerekçeden yoksun bulunduğunun anlaşılması karşısında, ihbarnamedeki kanun yararına bozma düşüncesi yerinde görüldüğünden kararın CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde taktir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy