..... Genel Müdürlüğünün 18.09.2015 gün ve 2015-19198/61552 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/10/2015 gün ve KYB. 2015/333547 sayılı ihbarnamesi ile;
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ...’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair .... Asliye Ceza Mahkemesinin 25/03/2014 tarihli ve 2012/730 esas, 2014/157 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
1- 30/01/2005 ve 30/03/2005 ödeme tarihli bonoların katılan şirkete hangi tarihlerde ciro edildiği araştırılarak suç tarihinin belirlenmesi, ciro tarihi tespit edilemiyorsa, dosyada mevcut 15/06/2012 tarihli dosya inceleme tutanağına göre, 30/01/2005 ödeme tarihli bononun 02/02/2005 tarihinde, 30/03/2005 ödeme tarihli bononun 01/04/2005 tarihinde ödenmeme protestolarına konu edildiği, suç tarihinin en erken bu tarihler olduğu kabul edilerek, suç tarihlerinin 5237 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/06/2005 tarihinden önce olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde yer alan, “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” hükmü karşısında, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerinin karşılaştırılmak suretiyle hangisinin lehe olduğu hususunda denetime elverişli bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2- Mağdur...adına sahte olarak düzenlenmiş iki adet bonoyu katılan şirkete verdiği iddia ve kabul olunan sanığın, suça konu senetleri farklı zamanlarda düzenlendiğine ve katılana verdiğine dair kesin delil bulunmadığı cihetle, eyleminin kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde, öngörülen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, ancak sahte belge sayısı dikkate alınarak anılan 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; ihbarnamedeki (2) numaralı kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 25.03.2014 gün ve 2012/730 esas, 2014/157 sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca karar verilmesi mümkün olduğundan; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda, suça konu belgelerin değişik zamanlarda düzenildiğine/kullanıldığına dair bir delil bulunmaması nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı cihetle, 5237 sayılı TCK'nun lehe olduğu gözetilerek, sanık ...'nin sübutu kabul edilen resmi evrakta sahtecilik suçundan, mahkemenin kabul ve uygulaması ile 5237 Sayılı Yasanın 61/1. maddesi gereği, belge sayısı da dikkate alınarak eylemine uyan TCK'nın 210/1. maddesi delaletiyle 204/1. maddesine göre, temel ceza takdiren teşdiden belirlenerek sanığın, 2 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün bu şekilde infazına, diğer hususların aynen yerinde bırakılmasına, kararın niteliğine göre (1) numaralı kanun yararına bozma istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, müteakip işlemlerin mahallinde ikmaline, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 02.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy