MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eyleminin ve yüklenen suçun yasal unsurlarının ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.10.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİDİR
Dairemizin 03.10.2016 tarih, 2015/9051 Esas, 2016/6693 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten muhalifim.
Sanığın TCK'nun 203/1, 43 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına dair ... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/02/2014 tarih 2013/119 Esas, 2014/135 Karar sayılı kararı (Hükmün Açıklanması noktasında) usul ve yasaya aykırıdır.
Anılan sanık hakkında aynı mahkemece 07/12/2009 tarih 2006/1094 Esas, 2009/1216 Karar sayı ile verilen hükmün CMK'nun 231/6 ve devamı maddelerince açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde yeniden suç işleyen sanık hakkında ... 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2012 tarih 2011/65 Esas, 2012/1238 sayılı kararı mühür bozma suçundan TCK'nun 203/1, 62/1, 52/2. maddeleriyle 3000 TL doğrudan adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu kararla ilgili olarak ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeple anılan mahkeme kararının öncelikle bu sebepten bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim. 03.10.2016
Full & Egal Universal Law Academy