MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dolandırıcılık suçundan hükmolunan hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesinden sonra farklı bir gerekçe ile suçtan sağlanan menfaat gözetilerek adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayinine ilişkin mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki düzeltilerek onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Sanığın alacaklısı kendisi borçlusu ise katılan ... görünen sahte olarak düzenlediği iki adet senedi aldığı mal karşılığında ...'ya verdiği iddiasıyla sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; yüklenen suçtan zarar gören ancak kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla beyanına başvurulan ...'nın "sanık ... benden mal almıştı, bunları ödemedi, borçlarının ödenmesi için karşılığında senet verdi..." şeklindeki beyanı karşısında,ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün, 8/69 sayılı kararı ile buna uyumlu Daire kararlarında da açıklandığı üzere, önceden doğan bir borç nedeniyle sonradan senet düzenlenip verilmesi halinde, borç daha önce oluştuğundan senet ile arasında nedensellik bağı bulunmayacağı, bu nedenle hile unsuru olarak kabul edilemeyeceği,5237 sayılı TCK'nun 43. maddesine göre de; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, ancak belge sayısının TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın tayininde nazara alınması gerektiği cihetle; yüklenen dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı ve resmi belgede sahtecilik suçunda zincirleme suç hükümlerinin uygulama olanağı bulunup bulunmadığının kesin olarak tespiti yönünden, ...'nın yeniden ifadesine başvurularak suça konu iki adet senedi borç doğmadan önce mi sonra mı ve hangi tarih/tarihlerde sanıktan aldığı hususunda beyanlarına açıklık getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile hüküm tesisi, yasaya aykırı,
Kabule göre de;
2-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy