MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Araç kiralama işi yapan diğer sanık ...’ dan, sanık ...' in araç kiraladığı sırada düzenledikleri sözleşme ekindeki bonoya mağdur ... adına kefil sıfatıyla imza atarak belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia olunan davada; sanık ...'in aşamalarda aracı mağdurun kendi düğünü için kiraladığını, birlikte giderek sözleşmeyi imzaladıklarını, ancak işlemlerin kendi adına yapıldığını, bonoya mağdur adına imza atmadığını söyleyerek suçlamayı kabul etmemesi; Adli Tıp Kurumu raporunda, bonoda mağdur adına atılı bulunan imzaların sanığın eli ürünü olmadığını, basit tersimli olması, teşhise götürecek önemli grafolojik materyal ve yazı unsuru içermemesi nedeniyle aidiyetinin tespit olunamadığının bildirilmiş olması; hakkındaki beraat hükmü kesinleşen diğer sanık ...’ nın beyanlarında, sözleşmedeki yazıların kendisine ait olduğunu, mağdurun sanık ile birlikte gelerek düğünü için araç kiraladığını ve senetteki imzalarını bizzat huzurunda attığını savunması karşısında; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmolunması,
2- Kabule göre,
a) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1/5 ve Ceza Genel Kurulu'nun 24.03.1998 tarih ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu’ nda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. Diğer sanık ...’ nın soruşturma aşamasında, davaya konu senedi, araç kiralama sözleşmesi ekinde boş olarak sanık ve mağdura bizzat huzurda imzalattığını, aracı hasarlı olarak iade eden mağdurun hasarı ödememesi üzerine, senetteki (imzalar dışındaki) boş alanların avukat sekreteri tarafından doldurulduktan sonra icra takip işlemi yapıldığını söylemesi karşısında; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688. (6102 sayılı Kanunun 776.) maddesinin 6. fıkrası uyarınca, borçlu ve kefil imzaları dışında senet metninde bulunması zorunlu olan diğer tüm unsurların sanığın imzalayıp teslim ettiği sırada bulunmadığının, icra takibi yapıldığı aşamada tamamlandığının anlaşılması nedeniyle, eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.10.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy