MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Suça konu senetlerde; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688. (6102 sayılı Kanunun 776.) maddesinde yazılı zorunlu unsurlardan olan "düzenleme tarihinin" ve "kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adının" bulunmaması nedeniyle, bu senetlerin aynı Kanunun 689. maddesine göre özel belge niteliğinde olduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgı sonucu “resmi belgede sahtecilik” suçundan hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCK'nun 43/1. maddesine göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı cihetle, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından, katılan adına düzenlen sahte senetlerin katılana aynı anda mı yoksa farklı tarihlerde mi verildiği hususu araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, senetlerin aynı tarihte verilmiş olmaları halinde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanamayacağı gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
3- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 204/1 ve 43/1. maddesinin tatbiki ile verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının, aynı Yasanın 62. maddesi uygulaması ile "2 yıl 1 ay" hapis olarak hükmedilmesi gerektiği halde, "1 yıl 13 ay" hapis denilmek suretiyle eksik ceza tayini,
4- Adli emanetin 2012/1389 sırasında kayıtlı suça konu senetlerin akıbeti hakkında bir karar verilmemesi,
Yasaya aykırı,
5- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 22.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy