MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
A-Sanığın adına kayıtlı olup 08.11.2009 tarihinde Bayram Eren isimli kişiye devrettiği 07 CPD 42 plakalı aracına ait sahte muayene işlemi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia olunduğu olayda; 14.11.2009 tarihli olay tutanağında 07 CPD 42 plakalı araca ilişkin trafik belgesinde karayollarına ait hologram bulunmadığından aracın muayene kısmında düzeltme yapıldığı şüphesinin bulunduğunun belirtilmesi ve dosya içerisinde aslı bulunan suça konu motorlu araç trafik belgesinin 10.11.2008 tarihli muayene bölümünde hologramın bulunmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; muayene işleminin yapıldığı tarihte hologram yapıştırılması zorunluluğunun bulunup bulunmadığı araştırılarak, belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliği bulunup bulunmadığının takdirinin yargılamayı yapan hakime ait olması ve yapılan sahteciliğin belli bazı kişilere karşı değil, objektif olarak herkese karşı aldatma yeteneğine sahip olması gerektiği cihetle; suça konu motorlu araç trafik belgesi duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri tutanağa geçirilip aldatma niteliği bulunup bulunmadığının yöntemince tartışılması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
B-Kabule göre de;
1-Hükmün gerekçesinde aynen "Sanık hakkında 5271 Sayılı CMK'nın 231/5 vd maddesinin uygulanırlığının tartışılması gerektiği sanık hakkında iki yıldan az cezaya hükmedildiği sanık hakkında bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat edinildiği, sanığın daha önce tekerrüre esas olacak biçimde kasıtlı bir suçtan mahkum olmadığı, sanığın hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde bunu kabul edeceğini bildirmesi ve bu suç nedeni ile dosyaya yansıyan somut belirlenebilir ve talep edilebilir nitelikte maddi bir zararın bulunmaması nedeni ile hakkında verilen hükmün açıklanmasının açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm fıkrasında "Sanığın tekerrüre esas kasıtlı suçlardan mahkumiyetleri nedeni ile 5271 Sayılı CMK 231 maddesinin sanık hakkında uygulanmasına kanunen ve takdiren yer olmadığına" denilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye neden olunması,
2-Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
3-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 13.09.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy