MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin nitelikli dolandırıcılık suçu ile sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1-Sanığın hakkındaki kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın... Anonim şirketine ait ... plakalı çalıntı araca katılan ... adına kayıtlı aynı tip ve modeldeki ...plakalı aracın sahte olarak oluşturulan plakalarını takıp, bu plakalara uygun trafik tescil belgeleri hazırladıktan sonra adresinde ilana koyması, katılan ...'un ilandaki aracı beğenip almak istemesi üzerine aracı yine katılan ... adına düzenlenen ancak aslı ele geçmeyen sahte nüfus cüzdanı ile ... Noterliğinde katılan ...'a satması ve 46500 TL'yi alması biçimindeki eylemin zincirleme şekilde işlenmiş kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgede sahtecilik (204/1-3,43) suçunu oluşturduğu halde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Yasanın 204/3 maddesi uygulanmış ise de sanığın hazır bulunduğu oturumda açıklanan Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkında mütalaasında anılan sevk maddesinin de bulunduğu anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan Cumhuriyet savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanığa ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Yasanın 158/1-d maddesi uygulanmış ise de sanığın hazır bulunduğu oturumda açıklanan Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkında mütalaasında anılan sevk maddesinin de bulunduğu anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 158/1-d-f-son, son maddesine göre adli para cezası tayin edilirken aynı Yasanın 61. maddesi de gözetilerek, belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı takdir edilecek miktar ile çarpılması suretiyle adli para cezasının tayini, bu miktarın suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olması halinde iki katına çıkarılmasından sonra indirim nedenlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hatalı uygulama ile eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinde verilen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan; sanığa tayin edilen 3000 gün temel adli para cezasının TCK'nun 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL'den çevrilmek suretiyle 60.000 TL adli para cezası olarak belirlenmesi ve suçtan elde edilen menfaatin iki katı olan 93000 TL'ye çıkartılmasına, TCK'nun 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 77.500 TL'ye indirilmesi suretiyle sair yönlerinde isabetsizlik bulunmayan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy