MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Defter ve belgeleri gizleme suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, defter ve belgeleri saklama sorumluluğunun mükellef sanığa ait olduğu, 213 sayılı VUK’nin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl saklama ve istendiğinde ibraz edilme zorunluluğu bulunduğu; somut olayda da; sanıktan, varlığı sabit noter tadiki ile sabit olan 2009 yılı işletme defteri ile alış ve satış faturalarının, 10.09.2013 tarihli yazı ile istenildiği; sanık tarafından vergi dairesinde imzalanmış, 08.12.2010 tarihli tutanaktan, sanığın işini terk etmesi üzerine, A-1101-1107 numaralı, sonuncusu 27.09.2009 tarihinde düzenlenmiş 7 adet satış faturası dışında kalan faturaların kesilerek imha edildiğinin, anlaşılması karşısında, düzenlendiği sabit olan 7 adet satış faturası ile diğer defter ve belgelerin, işini terk eden sanık tarafından 5 yıl süreyle saklanması gerektiği, bu sorumluluğun muhasebeciye devredilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, defter ve belgeleri gizleme suçunun tüm unsurları itibarıyla oluştuğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamada toplanan deliller, gerekçeli kararda gösterilip, tartışılarak, yüklenen suçun sübutu kabul, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın temyiz nedenlerinin reddiyle, hükmün ONANMASINA, 26.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy