Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin kullanılması ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda mahkumiyetine ilişkin... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.12.2011 tarihli hükmün, Dairemizin 08.09.2015 gün ve 2013/16199 Esas, 2015/28314 Karar sayılı ilamı ile resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından onanmasına, görevi yaptırmamak için direnme suçundan bozulmasına ilişkin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.02.2016 gün ve 11-2012/82506 sayılı yazısı ile başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun vasfına yönelik itirazda bulunulması üzerine sanık lehine itirazda süre aranmayacağı da gözetilerek dosya itiraz konusu ile sınırlı olarak yeniden okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde olduğundan kabulü ile Dairemizin 08.09.2015 gün ve 2013/16199 Esas 2015/28314 Karar sayılı ilamının itiraz ile sınırlı bölümünün KALDIRILMASINA, karar verilerek yapılan incelemede;
TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, TCK'nun 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
TCK'nun 206. maddesindeki "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
Somut olayda; Haber merkezi tarafından verilen bilgi üzerine hakkında gerçek kimlik bilgileriyle yakalama kararı bulunan sanığın bulunduğu ... adlı müzikholde yapılan kimlik kontrolü sırasında kimliği olmadığını belirtip bilgi vermemesi üzerine kimlik bilgilerinin tespiti için karakola götürülmek istendiğinde “beni götüremezsiniz, gelmiyorum” diyerek, görevlilere zorluk çıkarması üzerine kademeli olarak etkisiz hale getirilip araca bindirilmesi, araçta yapılan üst aramasında ele geçen oto anahtarı ile açılan otomobilin içinde suça konu sahte sürücü belgesinin ele geçmesinden sonra kendisini sürücü belgesinde ismi bulunan ... olarak tanıtması ve bu sahte isimle tutanak tutulması biçimindeki eylemde; sanığın aranması bulunduğundan bu aramadan kurtulmak için yanlış kimlik beyan ettiği, sanığın yalan beyanı neticesinde ... hakkında adli bir soruşturma veya kovuşturma yürütülmediği bu nedenle sanığın üzerine atılı iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu anlaşıldığı halde, yazılı şekilde sanığın başkasının kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle iftira suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 18.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy