MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır" hükmü ile 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda anılan maddeye eklenen "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" ek fıkra hükmüne aykırı olarak yokluğunda verilen kararın sanığın sorgusunda beyan ettiği adresine çıkarılan ancak sanığın adreste oturup oturmadığı belirlenmeden ve en yakın komşusu, apartman yöneticisi ya da kapıcısına haber verildiğine dair herhangi bir şerh düşülmeden, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılan usulsüz tebligattan sonra, MERNİS adresine 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesine göre usulüne uygun şekilde tebligat yapılmaması nedeniyle yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında sanığın öğrenme üzerine 18.06.2014 tarihli temyizinin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;
Belge sayısı göz önüne alınarak temel cezanın TCK'nın 61. maddesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliği, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 09.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.