MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen kararın tebliğ işleminin Tebligat Kanununun 21. maddesine göre yapıldığı ancak tebligat parçasında adresten geçici veya kalıcı olarak ayrıldığına dair bir şerhin bulunmadığı, Tebligat Tüzüğünün 28. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse gösterilen adreste bulunamadığı takdirde tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlardan tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerektiği, muhatabın adreste bulunmama sebebini bu şekilde tespit eden tebliğ memurunun, muhatap adresten 'geçici' olarak ayrılmış ise tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabili teslim edeceği ve tesellüm eden kimsenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı belirtilmekle sanığın adreste geçici olarak mı bulunmadığı yoksa adresten devamlı mı ayrıldığı tespit edilmeden yapılan tebligatın geçersiz olduğu cihetle sanık tarafından öğrenme üzerine 20.04.2015 gününde yapılan temyizin süresinde olduğu anlaşılmakla temyiz isteminin reddine dair ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü;
1- UYAP kayıtlarına göre, sanık hakkında vergi usul kanununa muhalefet etme suçundan 2012 suç tarihli .... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/940 Esas sayılı dosyasında yargılamasının bulunduğunun anlaşılması karşısında; mükerrer yargılamanın önlenmesi veya zincirleme suç koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi bakımından, sanık hakkında açılmış başka davalar bulunup bulunmadığı da araştırılarak ilgili dava dosyalarının getirtilip incelendikten sonra, mümkünse birleştirme hususunun düşünülmesi, değilse özetlerinin duruşma tutanağına geçirilip bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı birer suretlerinin dosya içerisine konulması, sanığın eylemlerinin, bir suç işleme kararı altında işlenen zincirleme suçu mu, yoksa ayrı ayrı ve birbirinden bağımsız suçları mı oluşturduğu hususu karar yerinde tartışılması, sahte fatura düzenlemek suçunda, suçun maddi konusunun fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ''Bu Kanun'a göre kullanılan veya bu Kanun'un ... Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır'' şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi, sanığın 05.03.2012 tarihinden itibaren şirket müdürü olarak görevlendirildiği ve bu tarihten sonraki faturaların dosya içerisinde bulunmadığı görülmekle; suça konu faturaların asılları veya onaylı suretleri dosya içerisine konulup incelenerek, kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı,
2- Kabule göre;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy