MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM: Asıl Karar: Mahkumiyet
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olan Mahkemenin 12.03.2015 gün ve 2013/295 Esas, 2014/315 Karar sayılı sanığın eski hale getirme ve temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı kaldırılarak; 7201 sayılı Tebligat Kanunun 21/2. maddesi kapsamında sanığa Mernis adresinde yapılan tebliğ işleminde, komşusuna haber verilme zorunluluğu bulunmamakla birlikte tebligat evrakında gıyabi kararın adresteki kapıya yapıştırıldığına dair bilgiye yer verilmediğinden, tebligatın usulsüz olması nedeniyle sanığın eski hale getirme talebinin kabulü ile öğrenme üzerine sanığın temyiz istemi yasal süresinde kabul edilerek 29.05.2014 tarihli hükme yönelik yapılan incelemeye göre;
1)Sanık hakkında 2009 yılına ait sahte fatura düzenleme suçundan kurulan hüküm yönünden sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosya içeriğine göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2-Sanık hakkında 2010 yılına ait sahte fatura düzenleme suçundan kurulan hüküm yönünden,sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a-Suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ''Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun'un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır'' şeklindeki düzenlemeye göre faturaların Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, 2010 yılına ait fatura ayrıntılarının Vergi Dairesi'nden sorularak kanaat oluşturacak sayıda fatura aslı ya da onaylı suretinin istenerek dosya arasında bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
b)5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy