MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Aykırı Davranmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
.... Ltd. Şirketinin yetkili müdürü olan sanığın, şirketi dayısı ...'ın kurduğunu ve ona işleri takip etmesi için vekaletname verdiğini savunmuş ise de; 213 sayılı VUK'nin 253 ve 254. maddeleri uyarınca defter ve belgeleri muhafaza ve istenildiğinde ibraz etme sorumluluğunun, mükellefe ve/veya vergi sorumlusuna ait olması, bu yükümlülüğün vekaletname ile devrinin mümkün bulunmaması karşısında; ... ve şirket ortaklarının tanık olarak dinlenmeleri sonuca etkili olmayacağından, tebliğnamedeki bu konuya yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Ancak;
1-Defter ve belgelerin ibrazı için çıkartılan tebligat tarihinde sanığın iş yerinin faaliyette olup olmadığının araştırılması gerektiği; faaliyetini sürdürdüğünün anlaşılması halinde, 213 sayılı VUK'nin 139/2. maddesinde incelemenin dairede yapılmasına imkân veren istisnalardan birinin varlığı önceden belirlenmeden yapılan tebligatın hukuki geçerliliği bulunmayacağı gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarihli ve 2008/250-13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendinde yer alan zarar kavramının, kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu; defter ve belge ibraz etmeme suçunda bu anlamda somut bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilmeden; engel adli sicil kaydı bulunmayan ve hükmolunan cezası ertelenen sanık hakkında, zararı gidermediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün istem gibi BOZULMASINA, 31.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy