MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahkeme, 765 sayılı Yasanın sanık lehine olduğunu kabul etmesine rağmen uygulamada TCK'nun 53. maddesini tatbik etmiş ve ertelememe gerekçesinde kanun maddesi olarak TCK'nun 51. maddesini belirtmiş ise de; gerekçede, bu yanlışlığın farkına varılıp, “765 sayılı TCK hükümlerine göre hüküm kurulmuş olmakla birlikte sehven kısa kararda 647 sayılı Yasanın 6. maddesi yerine 5237 sayılı TCK'nun 51/1. maddesi ve aynı Yasanın TCK 53. madde uygulaması yapılmıştır.” şeklinde açıklama yapılmış olması nedeniyle bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür.
1- Sanıklar hakkında 06/04/2005 ve 15/03/2004 tanzim tarihli bonolar nedeniyle kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin olmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca uygulanması gereken 765 ve 5237 sayılı TCK'nun hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlar denetime olanak verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasa belirlenmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılmama nedenleri de dosya içeriğine uygun olarak gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık ... müdafii ile sanık ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanıklar hakkında 09/12/2003 tanzim tarihli bonoya ilişkin kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve sanık lehine olan 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının suçun işlendiği 09/12/2003 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık ... müdafii ile sanık ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 03.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy