MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Katılan vekilinin 04.09.2013 havale tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından; sanıklar müdafiinin temyiz taleplerine yönelik inceleme yapılmıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıklar müdafinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2014 tarihli 2012/11-1382 Esas-2014/124 Karar ve 11.07.2014 tarihli 2012/11-1512 Esas-2014/366 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; sahte fatura düzenleme ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme suçlarının vasıfları farklı olmakla birlikte birbirlerine dönüşebileceği dikkate alınarak; sanıkların faiz ve komisyon gelirini gizlemek amacıyla gerçek bir ticari faaliyette bulunmaksızın altın satışı içerikli faturalar düzenleme şeklindeki eylemlerinin, 213 sayılı VUK’nin 359/b maddesi gereğince her takvim yılı için ayrı ayrı olmak üzere zincirleme şekilde sahte fatura düzenleme suçunu oluşturduğu halde, aynı Kanun’un 359/a-2 maddesi uyarınca “muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme” suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması,
2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 04.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy