MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Asıl Karar: Mahkumiyet
Ek Karar: Temyiz talebinin reddi
Yokluğunda verilen hükmün, sanığın duruşmada beyan ettiği adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılması, daha önce adli mercilerce bu adreste usulüne uygun bir tebligat yapılmaması nedeniyle usulsüz olduğundan tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, sanığın 25.02.2016 tarihli dilekçe ile eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla, geçerli bir tebligat olmaması nedeniyle temyiz talebinin reddine dair karar kaldırılarak, temyiz ve eski hale getirme talebinin kabulü ile yapılan temyiz incelenmesinde gereği görüşüldü;
1-Sanığın yöneticisi olduğu ... İnş.Malz...Ltd.Şti'nin gerçekte bir mal ve hizmet satımı olmamasına rağmen 2011 takvim yılında komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediği iddia ve kabul edilen kamu davasında sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği, kendisinin okuma yazmasının dahi olmadığını, hemşerisi olan ...'ın kendisini kandırarak bu işe soktuğunu, sahte belgelerin ne olduğunu dahi bilmediğini, faturalarda kendi yazı ve imzasının olmadığını beyan etmesi; sahte fatura düzenleme suçunda, suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ''Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun'un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır'' şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için; suça konu takvim yılına ait fatura asıllarından yeter sayıda temin edilip dosya arasına konulmasından sonra incelenerek, Kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, faturaları kullanan firmalar hakkında düzenlenen vergi tekniği raporları aslı veya onaylı örnekleri getirtilip suça konu faturaları kullanan şirket yetkilileri dinlenerek faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıkları konusunda beyanlarının alınması, gerektiğinde faturalar üzerindeki imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu aldırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı,
2. Kabule göre de;
a) Aynı takvim yılı içerisinde birden çok sahte fatura düzenleyen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, sanık hakkındaki infazın durdurulmasına bu suçtan tahliyesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına 16.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy