MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 213 Sayılı Kanuna Muhalefet
HÜKÜM: Sanıklar ... ve sanık ... hakkında mahkumiyet
Sanık ... hakkında beraat
Sanık ... hakkında temyiz isteminin reddine
I. 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkumiyet kararlarına karşı sanık ... ve müdafii ile ...'ın vaki temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi nedeniyle, 27.11.2015 tarihli ek kararda bu hususların açıkça belirtilmemiş olması karşısında, ek karara vaki temyizin süresi içinde olduğu kabul edilmekle asıl hükme yönelik tebliğ işleminin incelenmesinde; sanığın aynı zamanda mernis adresi de olan sorgusu esnasında bildirdiği adresine, öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat yapılması gerekirken aynı Kanunun 21/2. maddesine göre yapılan 10.11.2015 tarihli tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın 19.11.2015 tarihinde öğrenme üzerine yaptığı temyizinin süresinde olduğu cihetle, mahkemenin 27.11.2015 tarihli temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın kaldırılması ile yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, ...'un sanık ...'ın eylemine menfaat sağlamak için katılmış olması nedeniyle TCK'nun 39. maddesinin uygulanmayacağının gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından, kabule göre de, ...'un cezası bireyselleştirilirken TCK'nun 61. maddesine göre, zincirleme suç hükümlerinden önce iştirak hükmünün uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık ... ve müdafii ile sanık ...'ın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Sanık ...'ın adli sicil kaydında bulunan ...Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2008 tarih, 2007/642 esas, 2008/194 karar sayılı ilamının kesinleşme tarihinin 02.07.2012 olması, nedeniyle bu ilamın 5237 Sayılı TCK'nun 58/2. maddesindeki koşulları taşımadığından tekerrüre esas alınamayacağı, bununla birlikte ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.01.2009 gün ve 2008/404 Esas 2009/16 sayılı kararı ile hırsızlık suçundan verilen 8 ay hapis cezasının tekerrüre esas olacağının gözetilmemesi,
Yasaya aykırı; sanık ...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, ...'a ilişkin hüküm fıkrasından, tekerrürün uygulanmasına ilişkin paragraf çıkartılarak yerine “.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.01.2009 gün ve 2008/404 Esas 2009/16 sayılı kararı ile hırsızlık suçundan verilen 8 ay hapis cezası nedeniyle sanık hakkında verilen cezanın TCK'nun 58/7 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” şeklinde bir paragraf yazılmak suretiyle, eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümün DÜZELTİLEREK; ... hakkında kurulan hükmün ise DOĞRUDAN ONANMASINA,
II. Sanık ... hakkında 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen beraat kararına karşı katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
... ile iştirak ilişkisi içerisinde 2011 yılında sahte fatura düzenlediği iddia olunan sanığın atılı suçu kabul etmemesi karşısında, gerçeğin ve iştirak iradesinin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için, faturaları kullanan kişi ya da şirket yetkililerinin faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıkları konusunda beyanlarının alınması ile, gerekli görülmesi halinde, düzenlenen faturalardaki imza ve yazıların ...'e ait olup olmadığı hususunda imza incelemesi de yaptırılarak sonucuna göre, hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.