MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğu ve sanığın eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunduğu anlaşıldığından hukuken geçersiz olan temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak, sanığın yokluğunda verilen kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca 29.06.2015 tarihinde yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olmaması sebebiyle sanığın yaptığı eski hale getirme isteği yerinde görülmekle, temyizin süresinde bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün, 8/69 sayılı kararı ile buna uyumlu Daire kararlarında da açıklandığı üzere, önceden doğan bir borç nedeniyle sonradan senet düzenlenip verilmesi halinde, borç daha önce oluştuğundan senet ile arasında nedensellik bağı bulunmayacağı, bu nedenle hile unsuru olarak kabul edilemeyeceğinden, dosya kapsamı ve alınan beyanlardan suça konu senedin önceden doğan bir borç için verildiği dolayısıyla "dolandırıcılık" suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı cihetle bu suçtan beraati yerine yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2- 5271 sayılı CMK'nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, 20.02.2013 tarihli iddianameyle sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasının talep edildiği, iddianamedeki sevk ve tavsife göre sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, dava konusu olmayan suçtan sanığın mahkumiyetine hükmolunması,
Kabule göre de;
3- Yargıtay İBK'nun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ile Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.1998 gün ve 54/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. Dosya içerisinde fotokopisi bulunan suça konu senette, iki farklı vade tarihinin bulunması ve düzenleme tarihinin de vade tarihinden sonra olacak şekilde oluşturulması karşısında; bono vasfını haiz olmayıp, özel belge niteliğinde olduğu gözetilmeden resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
4- 5271 sayılı CMK'nun 231/8. maddesine, 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile eklenen "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile CMK'nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5- Adli emanetin 2012/8651 sırasında kayıtlı suça konu senedin dosyada delil olarak saklanması, 2013/1956 sırasında kayıtlı dava konusu olmayan belgelerin ilgili kurumlara iadesi yerine TCK'nun 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı,
6- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.