MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
1- Sanığın 24.02.2016 tarihli temyiz dilekçesinde yargılamadan daha önce hiç haberdar olmadığını, olaylarla bir ilgisinin bulunmadığını, adına sahte kimlik kullanan birisinin kendi adına duruşmalara girdiğini, kız kardeşinin eşi ... ’nun daha evvel kendi kimliğini kullanarak telefon aboneliği başlattığını, bu kişinin bu sahte işlemi yapmış olabileceğini, kararda yazılan adresin de kendisine ait olmadığını belirtmesi, sanığın temyiz dilekçesi ekinde gönderdiği nüfus cüzdanı fotokopisindeki seri no ve veriliş tarihi bilgileri ile dosya içerisinde mevcut ... adına düzenlenmiş ... Noterliği’nin 04.06.2007 tarih ve N2 ... yevmiye numaralı genel vekaletnamedeki bilgilerin farklı olduğunun görülmesi, yine dosya içerisindeki suça konu belgeler üzerindeki fotoğraflar ile temyiz dilekçesi ekindeki nüfus cüzdanındaki fotoğrafın benzer olmadığının görülmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından; iddianın doğruluğu araştırıp, gerektiğinde yazı, imza ve parmak izi incelemesi yaptırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı;
2- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 13.10.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.