MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM : Mahkumiyet
I- ... vekilinin vekalet ücreti verilmesi gerektiğine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
Posta dağıtıcısı olarak görev yapan sanık ...’ın, mağdur ...’ya gönderilen tebligatı muhtarlığa teslim etmiş gibi işlem yaptığı iddiasıyla açılan kamu davasında, zarar gören mağdur ... olup, bu suçtan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ...’nün katılma hakkı bulunmadığından adı geçen şikayetçi vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-Sanığın resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Posta dağıtıcısı olarak görev yapan sanık ...’ın, mağdur ...’ya mahkemeden gönderilen tebligatı muhtarlığa teslim etmiş gibi işlem yaptığı iddiasıyla açılan kamu davasında; 7201 sayılı Tebligat Kanunun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesi ve muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin birinci fıkrasındaki; “muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir.” şeklindeki hükmüne göre; sanık tarafından düzenlenen tebligat belgesinin, Tüzüğün 28. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde bu durumunda belirtilmesi gerektiği hususları yerine getirilmemesi nedeniyle geçersiz olan belgenin hukuki sonuç doğurucu niteliğinin bulunmadığı, bu nedenle resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının yokluğu nedeniyle oluşmadığı, ancak posta dağıtıcısı olan sanığın görevi gereği yapması gereken tebligatı görevinin gereklerine aykırı hareket ederek muhtarlığa teslim etmiş gibi işlem yapmaktan ibaret eyleminin TCK'nun 257/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı,
2-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy