MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, kamu görevini usulsüz üstlenme, Kanuna aykırı eğitim kurumu açma
HÜKÜM : Mahkumiyet
I-Katılan ... Müdürlüğü vekilinin vekalet ücreti talebine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan vekilinin, 04.02.2014 tarihinde yüzüne karşı tefhim olunan hükmü, CMUK'nın 310/1. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra, 12.03.2014 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından, yasal süresinden sonra yapılan vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-Sanık hakkında “Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi“ ve “Resmi Belgede Sahtecilik“ suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin aldatma kabiliyeti yönünden; dosya içerisinde mevcut suça konu diploma sureti üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, belge üzerinde yazılan bir kısım yazıların italik olarak el yazısı şeklinde yazılmış olması nedeniyle, belgedeki “diplama" şeklinde yazılan bölümlerin, ilk bakışta “diploma" olarak anlaşıldığı, belgenin taşıdığı diğer özellikler ve kullanım şekli itibarıyla aldatma yeteneğine haiz olduğu cihetle, belgenin bu yönden aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının mahkemece yeniden değerlendirilmesine yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Her iki suç açısından; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı sebebin bulunmadığı, azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
III-Sanık hakkında “Kanuna Aykırı Eğitim Kurumu Açmak“ suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
1-Hükümden önce 30.04.2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6460 sayılı Kanunun 13. maddesiyle TCK'nın 263. maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, eylemin suç oluşturmaması nedeniyle sanığın CMK'nın 223/2-a. maddesi uyarınca beraatine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, yasaya aykırı
2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 16.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy