MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede Sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Hüküm fıkrasına fazladan yazıldığı anlaşılan "TCK'nin 209/2. maddesinin yollamasıyla" ibaresinin mahallinde hüküm fıkrasından çıkartılması ve 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak değerlendirildiği, vicdanî kanının deliller ve dosyadaki bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, fiile uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlenip uygulandığı, kurulan hükümde bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmış; sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan, hükmün ONANMASINA, 18.09.2019 tarihinde hükmün açıklanması koşullarının oluştuğu konusunda üye ...'ın karşı oyu ile oy çokluğu ile esas yönünden ise oy birliği ile karar verildi.
EK GEREKÇE
Dairemizin 18/09/2019 tarih, 2017/10977 Esas, 2019/6413 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten muhalifim.
Sanığın 5237 sayılı TCK'nin 209/2. maddesi yollamasıyla 204/1, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca Hükmün Açıklanması suretiyle kurulan Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29/04/2014 tarih 2014/41 Esas, 2014/238 Karar. sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 28.11.2012 tarih 2011/505 Esas, 2013/884 Karar sayıyla verilen hükmün CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Fethiye 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 11/10/2013 tarih 2013/17 Esas, 2013/19 Karar. sayı ile 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 3-a, 62, 52/2. maddeleri uyarınca doğrudan 3000 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeblerle anılan mahkeme kararının öncelikle hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı sebebi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun (hükmün açıklanma koşullarının oluşmadığı yönündeki) görüşüne katılmıyorum. 18.09.2019