MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen kararın, aynı zamanda bilinen en son adresi olan MERNİS adresine öncelikle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliği gerekirken, doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle sanık müdafiinin öğrenme üzerine 02.12.2014 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
1-Belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye ait olduğundan, suç konusu iş görmezlik belgesi aslı getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, bu gözlem sonucunda gerekçeli kararda aldatma niteliğine sahip olup olmadığının tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sorgusu yapılırken adli sicil kaydı yüzüne karşı okunmayan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nin 58. maddesinin uygulanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy