MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
7201 sayılı Tebligat Kanunu‘nun 11. maddesinin “vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır“ hükmüne aykırı olarak yoklukta verilen kararın, 21.12.2006 hakim havale tarihli dilekçe ile vekaletnamesini sunan ve sorgusunda hazır bulunan müdafii yerine, sorgusunda bildirdiği adresinde sanığın kardeşine tebliği usulsüz olup, 04.09.2014 tarihli erteli hapis cezasının aynen infazına dair ek kararın cezaevinde bulunan sanığa 09.09.2014 tarihinde tebliğine müteakip, 10.09.2014 tarihli dilekçesinde, ilk hükmün kendisine ulaşmadığını ve temyiz hakkını kullanamadığını beyan eden sanığın hükmü yasal süresinde temyiz ettiği kabul edilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca; sanığa yüklenen “remi belgede sahtecilik” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibarıyla tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan mahkumiyet kararının verildiği 05.06.2008 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen, bu hususta aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen asli zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 18.09.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy