MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz nedenlerinin reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.04.2014 tarih 2013/9-452 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere 5237 sayılı TCK'nin 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir. 20/01/2013 tarihli tutanakta sanığın kendisini ... olarak tanıttığı ve yakalama evrakları düzenlendikten sonra gerçek adının ... olduğunun belirtilmesi ve iş bu tutanağın sanık ... adıyla imzalandığının anlaşılması karşısında bu konuda kolluk birimince tutanak düzenlenip düzenlenmediği araştırılıp, ... ismi ile bir tutanak düzenlenmişse sanığın eyleminin "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunu; düzenlenmemişse 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen "gerçek kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak" kabahatini oluşturacağı gözetilmeyerek eksik araştırmaya dayalı olarak mahkumiyet kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy