MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
1- Davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtan Silivri 4 No’lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ve duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulmasına dair ya da CMK'nin 196. maddesinin 5. fıkrasına göre verilmiş bir karar olmayan sanık ...’un, duruşmaları kendiliğinden takip etme olanağı bulunmadığı gözetilerek, duruşmada hazır bulundurulması ya da SEGBİS ile duruşmaya katılımının sağlanması gerektiği gözetilmeden, yokluğunda yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2- Sanığın, ticaret yapma vaadi ile katılana teminat karşılığı verdiği çekin sahte çıkması üzerine Yılmaz isimli şahıstan aldığını beyan ettiği bu şahısla ticari ilişkisini belgeleyemediği, verdiği numaraların başka kişilere ait çıkması sebebiyle çeki aldığını iddia ettiği kişiye ulaşılamadığı bu gerekçelerle sanığın dolandırmak kastı ile hareket ettiğinin iddia olunduğu olayda; katılanın çeki gösterdiği kişilerin baskısının soluk olması sebebiyle sahte olabileceğini bildirdiğini beyan etmesi karşısında; suça konu belge aslı duruşmaya getirtilip, belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu da gözetilerek, suça konu sahte çek aslının özellikleri duruşma tutanağına yazılıp, Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen zorunlu unsurları taşıyıp taşımadığı belirlenerek,
gerekçede aldatıcılık niteliği ve zorunlu unsurları havi çek olup olmadığı hususları irdelenip, denetime olanak verecek şekilde suça konu çek aslının dosya içerisinde bulundurulmadan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı; samut olayda katılanın mahkemedeki beyanlarında; 1000 dolar teminat verdiğini, daha sonra görüştüklerinde işin bedelinin yüksek olduğunu, zarar görürse nasıl altından kalkacağını sorması üzerine sanığın davaya konu çeki kendisine verdiğini beyan etmesi karşısında suç konusu çekin önceden doğan borç sebebiyle verildiği anlaşıldığından, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek sanığın beraatine karar verilmesi yerine mahkûmiyetine hükmolunması,
4- Kabule göre;
a) Sahte çek kullanılmak suretiyle dolandırıcılık suçunun işlendiğinin iddia olunması karşısında; suçun sübutunun kabulü halinde eylemin 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f maddesinde belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz talebi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.12.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.