MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Sanığın, suça konu bono üzerinde katılanı borçlu olarak göstermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında;
1.... İcra Hukuk Mahkemesi tarafından aldırılan 18.05.2012 tarihli bilirkişi raporunda ve soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan 06/01/2012 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu bono altındaki imzanın katılan ...'in eli ürünü olmadığının Mahkeme tarafından hükme esas alınan 18/06/2014 ve 27/10/2014 tarihli Adli Tıp Kurumundan aldırılan raporlarda ise borçlu imzasının katılan ... eli ürünü olduğunun belirtilmesi karşısında; dosyada bulunan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından, suça konu bono altındaki ... adına atılan imzaların katılana ait olup olmadığı hususunda, uzman bir kurum veya kuruluştan yazı ve imza incelemesi yaptırılarak çelişkiyi giderecek şekilde yeni bir rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ve Ceza Genel Kurulu'nun 24.03.1998 gün ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. Buna göre her ne kadar mahkemece 02.07.2012 tarihli oturumda suça konu bono incelenerek kambiyo senedi niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de, dosya içinde bulunan bono aslı üzerinde Heyetimizce yapılan incelemede, bono metninde düzenleme yerinin “S.beyli” şeklinde yazılması ve bu ibarenin “Saimbeyli” veya .... ” gibi değişik yerleri ifade edebilmesi nedeniyle düzenleme yeri olarak kabul edilmesinin mümkün olmaması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK'nin 207. maddesine uyan özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy