MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1)22.10.2010 tarihli kriminal rapora göre; suça konu motorlu araç trafik belgesinin arka yüzündeki 1. sıradaki aracın muayenesi bölümündeki 05.11.2008 tarihli soğuk mühür izinin ve hologramın; 2.sıradaki 21.08.2009 tarihli ve 3. sıradaki 02.09.2010 tarihli hologramların sahte olduğu belirlenmesi sanığın soruşturma işlemleri sırasındaki beyanında, aracın muayenesinin yapılması için TÜV-TÜRK Kurumunda görevli olduğunu söyleyen bir şahsa aracın ruhsatını teslim ettiğini ve bu şahsın 2 gün sonra muayene yapılmış olarak ruhsatı geri getirdiğini beyan ettiği, mahkemedeki savunmasında ise, suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, beyanlarındaki çelişkinin giderilmesi ve ruhsattaki 3 ayrı sahte muayenenin farklı tarihlerde yapılıp yapılmadığının belirlenmesi için sanığın yeniden dinlenmesi toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın eylemlerinin ayrı ayrı veya zincirleme biçimde işlenmiş tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu mu oluşturacağı belirlendikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile eylemlerin üç ayrı resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.02.2019 tarihinde, hükmün açıklanması şartlarının bulunduğu yönünden oy çokluğu ile, hükmün esası yönünden oy birliği ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİDİR
Dairemizin 27/02/2019 tarih, 2017/2715 Es, 2019/2068 Kr sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten muhalifim.
Sanığın 5237 TCK'nin 204/1, 62, 53/a-b-c-d-e maddeleri gereğince (üç kez) 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi uyarınca Hükmün Açıklanması suretiyle kurulan Bozüyük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2014 gün, 2014/254 Es. 2014/568 Kr. sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 01/03/2012 tarih 2011/77 Es 2012/87 Kr sayıyla verilen hükmün CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Bakırköy 12 Sulh Ceza Mahkemesince 12/03/2013 tarih 2012/93 Es, 2013/294 Kr sayı ile TCK’nin 86/2, 62, 52. maddesi uyarınca doğrudan 2000 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeblerle anılan mahkeme kararının öncelikle hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı sebebi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun (hükmün açıklanma koşullarının koşullarının oluştuğu yönündeki) görüşüne katılmıyorum. 27/02/2019
Full & Egal Universal Law Academy