MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın duruşmada bildirdiği adresi yerine doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu; ayrıca, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.11.2009 gün ve 2009/11-164 Esas, 2009/275 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hüküm fıkrasında kanun yollarının süresi, mercii ve şeklinin CMK'nın 232/6. madde ve fıkrasına uygun olarak ve duraksama oluşturmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği; somut olayda hükmün sanığın yokluğunda verildiği, hüküm fıkrasında ise kanun yoluna başvuru süresi olarak “tefhimden itibaren” denilmek suretiyle muhatabın yanıltıldığı anlaşıldığından, sanık müdafinin 20.12.2013 havale tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1-Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliği bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu sürücü belgesi aslının getirtilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, aldatma niteliğinin ne şekilde gerçekleştiğinin karar yerinde tartışılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılıp hüküm kurulduğu halde, kararın gerekçesinde sanığın karşılıksız çek suçunu işlediğinin belirtilmesi suretiyle hükümde çelişki oluşturulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy