MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Sanık hakkında 2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan; mahkumiyet
Defter ve belgeleri gizlemek suçundan; 213 sayılı vergi usul yasasının 359/a maddesinde belirtilen fiilin aynı maddenin 2-b maddesinde suç öğesi olarak belirtildiğinden ayrıca sanığa 359/2-a maddesinde uygulama yapılmasına yer olmadığına
I-"2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak" suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; yüklenen suçun tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 102/4, 104/2 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE,
II-"Defter ve belgeleri ibraz etmemek" suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
1-Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 23/05/2009 yerine 09/07/2009 olarak yazılması,
2-Sanık hakkında sahte fatura kullanmak, defter ve belge gizlemek suçlarından kamu davası açılmış olup, sahte fatura kullanmak, defter ve belge gizlemek suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu gözetilmeden sanığa "359/2-a maddesinde uygulama yapılmasına yer olmadığına "denilmek suretiyle tek suçtan hüküm kurulması,
3-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.