MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dairemizin 21.12.2011 tarihli 2009-9862 Esas ve 2011-23809 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.04.2014 tarihli 2013/9-542 Esas ve 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; 5237 sayılı TCK'nin 206. maddesindeki "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte, suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp, sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde, sanığın sigortadan kasko bedeli almak için kaza yapan araçlarını İzmir ili Seferihisar ilçesi Doğanbey beldesi 150 sokakta bulunan evlerinin önüne getirerek ve bahçe kenarındaki duvar ve kolonlara çarpmış gibi park ederek kolluk görevlilerine bildirdiği ve yapılan incelemede araç üzerindeki hasarlı noktalar ile çarpıldığı beyan edilen duvar ve kolonların uyumlu olmadığı belirtilerek, Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında; sanık ...’in “... atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Aracın garajdan çıkarken sürttüğünü jandarmaya söyledik buna ilişkin tutanak tutulmasını söyledik ama jandarma tutanak mümzileri bizi yanlış anlamışlar bizim memura yalan söylemek gibi kastımız ve buna dayalı olarak tutanak düzenletme isteğimiz olmamıştır...” şeklindeki savunması, temyiz dışı sanık ...’in bu savunmaları doğrulaması ve tutanak mümzilerinin de, yalan beyan üzerine bir tutanak tutulmadığını, yaptıkları incelemede aracın üzerindeki hasar ve çiziklerin olay yerinde meydana gelmediğini, aracın bu yere sonradan getirildiğini tespit ettiklerini, temyize gelen ve temyiz dışı sanıkların da aracın bir birbuçuk ay kadar önce burada kaza yaptığını ancak tutanak tutulması gerektiğini bilmediklerini bu durumu sigortaya başvurup öğrendiklerini ve jandarmaya bu sebeple daha sonra haber verdiklerini beyan ettiği, tutanak mümzilerinin ifadesinde de bu hususun geçtiği ve sanık adına herhangi bir tutanak vb. resmi belge düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında, somut olayda TCK'nin 206. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy