MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Hükümlü hakkında mahkemece ilk hükmün 21.10.1999 tarihinde verildiği, 04.10.2000 tarihinde kesinleştiği, uyarlama talebi üzerine 5728 sayılı Kanun ile değişik 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresinde işlediği suç nedeniyle de temyize konu hükmün açıklanmasına dair kararın verildiği anlaşılmakla; 5728 sayılı Kanun'un geçici 1/3. maddesinde yer alan "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımı hükümleri uygulanmaz" hükmüne göre kesinleşmiş hükümlerde dava zamanaşımı söz konusu olmadığından, tebliğnamedeki davaların zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi gerektiğine yönelik düşünceye iştirak edilmemiştir.
1) Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik hükümlünün temyiz nedenlerinin incelenmesinde;
Toplanan deliller gerekçeli kararda incelenip, hükümlüye yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı nedenin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümlünün yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
2) Dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik hükümlünün temyiz nedenlerinin incelenmesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nin “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği,
24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlenlendiği de dikkate alınarak, yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, dolandırıcılığa teşebbbüs suçunun ise şikayetçi ...’e karşı işlendiği, dolayısıyla resmi belgede sahtecilik suçu ile dolandırıcılık suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, dolandırıcılık suçu nedeniyle, 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 22.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy