MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan müşteki ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı, Beylikdüzü İlçesi Barış Mahallesi Muhtarlığı tarafından tanzim edilmiş gibi görünen sahte ikametgah belgesi ve Soylu Alışveriş Merkezi isimli işyerinde ücretli olarak çalıştığını gösterir sahte maaş bordrosu ile Yapı Kredi Bankası Zeytinburnu Demirciler Sitesi şubesine başvurarak kredi sözleşmesi imzalamak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olaya ilişkin olarak; sanığın aynı tarihte müşteki adına düzenlenen nüfus cüzdanı ve başkaca belgeler ile Akbank A.Ş. Hadımköy Şubesine müracaat ederek bir gün sonrada kredi çekmek isterken yakalanması nedeniyle hakkında açılan kamu davasında, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 04.12.2009 tarihli 2008/246 Esas ve 2009/363 Karar sayılı ilamı ile resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine dair kararın, Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 25.11.2014 tarihli 2013/3682 Esas ve 2014/19588 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK'nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği; yine ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2016 tarihli 2014/847 Esas ve 2016/128 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, zincirleme suça dâhil olan bir suçtan dolayı, bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak, kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle yeni bir hüküm kurulup, kesinleşen hükümdeki sonuç cezanın mahsubu suretiyle karar verilmesi gerekeceği cihetle; Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/246 Esas ve 2009/363 Karar sayılı dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği de nazara alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.