MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada verilecek hükmün yine Yargıtay temyiz incelemesine tabi olacağı ve temyiz süresinin 7 gün olduğu gözetilerek; mahkemenin bozma sonrası verdiği hükme yönelik olarak 15 gün temyiz süresi belirleyerek katılan vekiline tebliğ edilmesinde, kanun yolu başvuru süresi bakımından katılan vekilinin yanıltıldığı ve katılan vekilinin de 15 gün içinde dilekçesini verdiği anlaşılmakla, temyizi süresinde kabul edilmiştir.
Katılan şirkete ait “çek giriş bordrosu” başlıklı kayıttan suça konu iki adet çek’in 20.11.2007 tarihinde teslim alındığının anlaşılması karşısında; gerekçeli karar başlığında “2008” olarak yanlış yazılan suç tarihinin “20.11.2007” olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun 5237 sayılı TCK'nin 204/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı süresinin, 20.11.2007 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, sanık ... müdafii ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 22.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.