MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 130/2. maddesindeki "nüfus ve uluslararası aile cüzdanılarının onay bölümü mühürlenir, soğuk damga fotoğrafın üzerine gelecek ve fotoğrafın görüntüsünü bozmayacak şekilde ve nüfus cüzdanının plastikle kaplanması işleminden sonra ay-yıldıza doğru uygulanır" şeklinde düzenleme karşısında; dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyetimizce yapılan gözlemde, fotoğraf üzerinde soğuk damga izinin bulunmadığı, yapılan sahteciliğin ilk bakışta kolaylıkla fark edildiği anlaşıldığından; suça konu belgenin mevcut haliyle aldatma niteliğinin bulunmadığı, bu hali ile suçun yasal unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabüle göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18/06/2013 tarihli, 2012/15-1351 esas ve 2013/328 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kanun koyucu, cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime somut olayın özellikleri ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini de göstererek alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevini yüklemiştir. Ancak, hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, bu düzenlemelere uygun olarak; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik ile dosya içeriğine yansıyan bilgi ve belgelerin isabetli biçimde değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır. Sanığın atılı suçu işlediği iddiasına göre; somut olayın özellikleri gözetilerek TCK'nin 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde alt ve üst sınırlar arasında uygun bir belirleme yapılması gerekirken, TCK'nin 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler somutlaştırılmadan hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde cezanın üst sınıra yakın olarak tayin edilmiş olması, yasaya aykırı
3-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy