Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 13.12.2019 tarih ve 2019/17975 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24.12.2019 tarih ve KYB-2019/130106 sayılı ihbarname ile;
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/09/2019 tarihli ve 2019/69 esas, 2019/230 sayılı kararının "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14/06/2016 tarihli ve 2015/2401 esas, 2016/5531 ve karar sayılı ilamında "...Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşması için kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır..." şeklinde, aynı Dairenin 28/06/2018 tarihli ve 2016/1023 esas, 2018/5983 karar sayılı ilâmında "...sanığın beyan ettiği kişi olup olmadığını denetleme görevinin kolluk memurlarına ait olup, bu hususun basit bir incelemeyle tespit edilebileceği..." şeklinde belirtildiği üzere, sanığın Kıyıkışlacık Jandarma Karakol Komutanlığında ifadesinin alındığı sırada kimliği ile ilgili sorulan soruya isminin ... olduğunu beyan etmiş, yapılan araştırma neticesinde sanığın gerçek isim ve kimlik bilgilerinin farklı olduğunun anlaşılması karşısında, basit bir araştırma neticesinde sanığın beyan edilen kimlik bilgisinin doğruluğun teyidinin mümkün olduğu, bu haliyle sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesi kapsamında idarî para cezası yaptırımını gerektiren kabahat olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi gereği görüşüldü:
Sanık ...‘in, Şenol Özcan ve Fettah Can isimli kişiler arasında meydana gelen tehdit, hakaret, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarına ilişkin yapılan soruşturma esnasında, Kıyıkışlacık Jandarma Karakol Komutanlığı‘nda 12.09.2015 tarihinde kendisini Kazım Emin Altaş olarak tanıtmak suretiyle ifade verdiği ve buna ilişkin düzenlenen bilgi alma tutanağını Kazım Emin Altaş olarak imzaladığı, sanığın gerçek kimliğinin bir başka suç soruşturması kapsamında yapılan araştırmada 13.12.2015 tarihinde tespit edildiğinin belirlenmesi karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 206. maddesinde düzenlenen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 17.09.2019 tarihli 2019/69 Esas ve 2019/230 Karar sayılı ilamına yönelik kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE, mahalline gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 03.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy