Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01/04/2021 tarih ve 2020/12481 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/05/2021 tarih ve KYB-2021/47497 sayılı ihbarname ile;
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1 (6 kez), 43, 35 (2 kez) ve 62. (6 kez) maddeleri gereğince 3 defa 1 yıl 8 ay hapis, 2 yıl 1 ay hapis ve 2 defa 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 12/02/2013 tarihli ve 2011/507 esas, 2013/101 sayılı kararının "sanık hakkında alınan ihbar üzerine kolluk görevlilerince evinde arama yapmak üzere gidildiğinde kaçan sanığın yakalanınca ibraz ettiği kimliğin kendisine ait olup olmadığının sorulması üzerine, sanığın kendi kimliğini açıklamasını müteakip evinde yapılan arama sonucunda ..., ..., ... ve ... adına sahte nüfus cüzdanı, ... adına sahte sürücü belgesi ve ...adına sahte nüfus cüzdanı ve Antalya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş 02/06/2010 tarihli ve ... sayılı trafik idari para cezası karar tutanağı ile bu kişiye ait sürücü belgesi bilgilerinin ele geçirilmesi olayı ile ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda Mahkemesince resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın 3 defa 1 yıl 8 ay hapis, 2 yıl 1 ay hapis ve 2 defa 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
1- Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03/02/2020 tarihli ve 2017/14699 esas, 2020/755 karar sayılı ilâmında, "...5237 sayılı TCK'nin “Kamu güvenine karşı suçlar’' bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda ise sanığın evinde yapılan aramada gerçek üç ayrı şahıs adına sahte sürücü belgeleri ve pasaportun ele geçtiği ve bu suçun mağdurunun da yukarıda belirtildiği üzere kamu olduğunun anlaşılması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı,.. BOZULMASINA... " şeklinde belirtilen açıklamalar karşısında,
Somut olayda, kolluk görevlilerince aynı anda ele geçirilen 5 adet sahte nüfus cüzdanları ve 1 adet sürücü belgesinin mağdurunun kamu olduğu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek şekilde sahte belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair bir delil bulunmadığı, bu haliyle sanığın atılı suçtan bir kez cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 23/12/2015 tarihli ve 2013/14389 esas, 2015/32137 karar sayılı ilâmında, "...Somut olayda; sanığın hız limitlerini aşması nedeniyle durdurulup ehliyet kontrolü yapıldığında ... adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ibraz ederek kendisini bu isimle tanıtması ve aynı isme idari para cezası düzenlenmesi şeklindeki olayda; sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyip başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, 5237 sayılı TCK'nun 267. maddesindeki suçun unsurları oluşmayacağı, ancak yalan beyanı ile tutanak düzenlenmesine sebep olması nedeniyle TCK'nun 206. maddesindeki suçun oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması...BOZULMASINA..." şeklinde belirtilen açıklamalar karşısında,
Somut olayda sanığın evinde arama sırasında ele geçirilen Antalya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş 02/06/2010 tarihli ve ... sayılı trafik idari para cezası karar tutanağına ilişkin sanığın trafik polislerine ...'nın nüfus cüzdanını göstermediği, yalnızca ehliyetine ait bilgileri beyan etmesi üzerine anılan tutanağın tanzim edildiği yönündeki savunmasının aksini kanıtlar mahiyette dosya kapsamında somut bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmakla, eylemin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin sanığın ...'ya yönelik eyleminden dolayı zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden" bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; suça konu belgelerden, ... ve ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanlarında fotoğraf bulunmadığından, ... adına düzenlenmiş sürücü belgesinin de 01/02/2011 tarihli uzmanlık raporuna göre orjinal olduğu belirtildiğinden, mahkûmiyet hükümlerine esas alınamayacağı, sanıktan aynı anda ele geçen ..., ... ve ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanları yönünden ise; sanık hakkında tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği, ancak birden çok sahte belgenin düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı TCK'nin 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden fazla ceza tayin edildiği, bunun yanında; sanığın ... ismiyle trafik idari para cezası tutanağı düzenlettirmesi eyleminin de 5237 sayılı TCK'nin 206. maddesinde düzenlenen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden; Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 12/02/2013 tarihli 2011/507 Esas ve 2013/101 Karar sayılı mahkûmiyet hükümlerinin CMK'nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca karar verilmesi mümkün görüldüğünden, mahkemenin takdiri de gözetilerek;
1- Sanığın eylemine uyan “resmi belgede sahtecilik“ suçundan TCK‘nin 204/1. maddesi gereğince belge sayısı da dikkate alınarak, takdiren ve teşdiden 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nin 62. maddesi uyarınca sanığın cezasından 1/6 indirim yapılarak, neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
2- Sanığın eylemine uyan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan“ suçundan TCK‘nin 206/1. maddesi gereğince, TCK‘nin 58/3. maddesi de dikkate alınarak, takdiren 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nin 62. maddesi uyarınca sanığın cezasından 1/6 indirim yapılarak, neticeten 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
Diğer hususların yerinde bırakılmasına, infazın bu miktarlar üzerinden gerçekleştirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 28/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.