Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23/03/2021 tarih ve 2021/956 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/04/2021 tarih ve KYB-2021/44213 sayılı ihbarname ile;
Sahte sürücü belgesi kullanmak suçundan sanık ...'ün, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 350/2-3. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2008 tarihli ve 2006/359 esas, 2008/42 sayılı kararının "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/09/2008 tarihli ve 2006/359 esas, 2008/42 sayılı ek kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik 231/5. maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinin gerekeceği, mahkumiyete konu sahte sürücü belgesi kullanmak suçu neticesinde oluşan herhangi bir somut maddi zarar bulunmadığı gibi, engel adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanığın 06/11/2007-24/04/2012 tarihleri arasında cezaevinde bulunduğunun belirlenmesi karşısında, yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın ikamet adresinde tebliğ edilmesinin usule uygun olmadığı; sanığın talebi üzerine gerekçeli karar 01/09/2020 tarihinde cezaevinde tebliğ edildikten sonra, kanun yararına bozma talebini içerir dilekçenin 14/09/2020 tarihinde verildiği anlaşılmış ise de; hüküm fıkrasına "5271 sayılı CMK'nin 263/1 maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin" yazılmaması nedeniyle, kanun yararına bozma dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak ve süresinde kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle talebe konu ilamın usulüne uygun olarak kesinleşmediği anlaşılmakla; Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 05/03/2008 tarihli 2006/359 Esas ve 2008/42 Karar sayılı ilamına yönelik, ihbarnamedeki kanun yararına bozma isteminin CMK’nin 309. maddesi uyarınca REDDİNE, henüz kesinleşmeyen hüküm yönünden sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, dosyanın temyiz incelemesi için hazırlanması amacıyla mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.