MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, katılan vekilinin vekâlet ücretiyle sınırlı temyize geldiği tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Temyiz dışı sanık ...'un sahibi ve yetkilisi olduğu ... Oto Sanayi Tic. Ltd. Şirketinin 2007 Eylül ayından itibaren faal olmadığı halde bu iş yerinde sanık ...'ı 29.09.2007 ve 31.03.2009 tarihleri arasında çalışıyor göstermek suretiyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında;
1- Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; suça konu iş yerinin faal olmasa da gerçek olması, sanıkların katılan Kurum'un denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketlerinin bulunmaması, kurumun kendisine bildirilen iş yerlerini ve işe giriş bildirgelerini, belirtilen iş yerlerinde sigortalı çalışan olarak gösterilen kişilerin gerçekte bu iş yerlerinde çalışıp çalışmadığını, iş yeri sahibinin bilgisi dahilinde olup olmadığını denetleme yetkisinin her zaman bulunması, nitekim 15.09.2008 tarihinde görevli memur tarafından yapılan denetimde iş yeri tabelasının asılı olmasına rağmen herhangi bir çalışanın olmadığının tespit edildiği ve oluşan kurum zararının sanıktan tahsilinin mümkün olması nedeniyle yüklenen suçun yasal unsuru oluşmadığından sanığın beraati yerine delillerin takdirinde hataya düşülerek mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabule göre de;
a.İddianamede sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin "158/1-d" maddesinin uygulanması talep edildiği, duruşmada aynı Kanun'un "37, 158/1, 35." maddeleri uyarınca ek savunma verildiği, ancak 158/1. maddenin hangi bendinin uygulanacağının belirtilmediği halde son celse iddia makamının mütalaasını verdiği oturumda da bulunmayan sanık hakkında "158/1-e" maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226/2. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
b.Sanık ...'ın bu iş yerinde 29/09/2007 ve 31/03/2009 tarihleri arasında çalışıyor olarak bildirilmesi ile eylemin tamamlandığı, suçun tamamlanması için sanığın emekli olmasının gerekmediği, yazılan müzekkerelere göre sanığın tedavi hizmetinden yararlanıp yararlanmadığının tam anlaşılamadığı, ancak 26.09.2014 tarihli yazıya göre sigortalı gösterilmesinden dolayı 1.653,77 TL borcunun tahsil edildiği belirtildiğinden, 2012 yılında yapılan inceleme ile durumun ortaya çıkmasının suçun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nin 35. maddesinin uygulanması,
c.Suç tarihinin "31.03.2009" olması gerekir iken "2007" şeklinde hatalı belirtilmesi,
d-Sanığın mahkûmiyetine karar verildiği halde kendisini vekil ile temsil eden katılan lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi
Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.03.2025 tarihinde karar verildi.