B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/343 E., 2019/292 K.
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
A. Katılan Vekilinin Vekâlet Ücretine İlişkin Temyizi Yönünden
Suçun konusunu oluşturan sahte haciz fekki yazısının, şikâyetçi tapu müdürlüğüne karşı kullanılmaması nedeniyle, sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçinin kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği ve hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık ... Müdafiinin Temyizi Yönünden
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 14.09.2020 tarihinde öldüğü anlaşılmakla kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla,
Sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C. Sanıklar ... ve ... Müdafilerinin Temyizi Yönünden
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan ...’in sanık ...’ten alacağı nedeniyle başlatılan icra takibinde ...’in ... ...’deki taşınmaz hissesine haciz konulduğu, icra müdürlüğünden gönderilmiş gibi düzenlenen sahte 14.05.2007 tarihli “haciz fekki” yazısının tapuda işleme konulmasıyla haczin kaldırıldığı, hemen ardından hissenin 22.05.2007’de ...’ten komşusu...’e, 28.05.2007’de...’den...’a olağandışı hızla devredildiği, fek yazısının yapılan araştırmalarda sahte olduğunun anlaşılması üzerine sanıkların alacaklının alacağını almasını engelleyerek iştirak halinde nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda;
Her ne kadar Mahkemece sahte fek yazısı sonrası hızlı devirlerle alacağın tahsilinin engellendiği ve hacizli hissenin satılabilir hâle getirilerek haksız menfaat sağlandığı gerekçesiyle sanıkların eylemi icra ve tapu araç kılınarak dolandırıcılık kapsamında görülüp mahkûmiyet hükümleri kurulmuş ise de;
İddianamedeki anlatımla sevk maddesinin uyumsuz olması durumunda anlatıma itibar edilmesi gerektiği, iddianamedeki anlatıma ve tüm dosya kapsamına göre sanıklara isnat olunan eylemlerin 2004 sayılı İİK'nın 331. maddesinde düzenlenen ve alacaklının şikâyeti üzerine icra mahkemelerince bakılan “alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek” suçuna temas ettiği göz ardı edilerek yanılgılı değerlendirme sonucu nitelikli dolandırıcılık suçundan hükümler kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, 18.02.2026 tarihinde karar verildi.