MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/466 E., 2016/138 K.
SUÇLAR :Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşme, onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Cumhuriyet savcısının temyizinin sanık ... hakkında kurulan hükümlere yönelik olduğu, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
A. Sanık ... hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanıkların temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik“ suçunun, 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde düzenlenen cezasının türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısı ile sanıkların temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C. Sanık ... hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık ...'nin diğer sanık ... ile iştirak halinde suça konu sahte çeki katılana vermek suretiyle atılı suçu işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda; sanık ...'nin suçlamayı kabul etmeyerek, peynir imalatı yaptığını, ...'e satmış olduğu peynir karşılığında bu çeki aldığını, daha sonra bir başka alışveriş kapsamında... isimli kişiye verdiğini, bu alışverişe ilişkin tanıklarının bulunduğunu, o dönemde ...'in açık hesabı ile imzalı senetlerinin de mevcut olduğunu, katılan ...'e çek verildiği sırada orada olmadığını söylemesi karşısında; usulüne uygun teşhis işlemi yaptırılması, sanığın savunmasında belirttiği işle iştigal edip etmediğinin tespit edilmesi, ...'le gerçekleştirildiği iddia olunan alışverişe ait bilgi ve belgelerin teminine çalışılması, dilekçede belirtilen tanıkların beyanlarına başvurulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2026 tarihinde karar verildi.