BOZMA ÜZERİNE
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/157 E., 2020/80 K.
SUÇLAR : Basit dolandırıcılık, hakaret, tehdit
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşme, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği görüşüldü;
Gerekçeli karar başlığında "26.11.2008, 31.12.2008, 01.01.2009" olarak hatalı gösterilen suç tarihlerinin dolandırıcılık suçu açısından "15.09.2008", tehdit ve hakaret suçları açısından "01.01.2009" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.", anılan Kanun’un 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır ibaresi, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.", 15. maddesinde ise "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11/2 madde ve fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde hükümler yer almaktadır. Bu düzenlemeler uyarınca; 5237 sayılı Kanun'un 158/1 maddesi ve fıkrasının (h) bendinde yer alan suçun oluşabilmesi için, öncelikle failin yukarıda açıklandığı şekilde tacir olması veya bir şirketin mevcut olması, failin ise o şirketin yöneticisi veya şirket adına hareket etmeye yetkili temsilcisi, şirket müdürü olarak görev yapması ile suçun, şirketin faaliyeti sırasında ve yine bu faaliyetle ilgili olarak üçüncü kişilere karşı işlenmesinin gerektiği, bu açıklamalar ışığında; sanığın,...Prefabrik Demir Çelik İnş. San. Tic. Ltd. Şti’nin ortağı ve temsilcisi olduğu, katılana ait arsa üzerine prefabrik ev yapmak, 15/09/2008-15/10/2008 tarihleri arasında başlayıp bitirme konusunda katılan ile sözleşme yaptığı ve 30.000 TL para aldığı halde sanığın vaat ettiği evi yapmadığı ve aldığı parayı da iade etmediği, bunun üzerine katılanın sanıktan parasını istemesi üzerine sanığın, katılana telefonla hakaret ve tehdit ettiği iddia edilen olayda; sanığın ortağı olduğu...Prefabrik Demir Çelik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kuruluş tarihinin 21.05.2009 olduğu, 21.05.2009 tarihinden 06.05.2012 tarihine kadar müdür olarak sanık ...'ın(münferiden) imzası ile şirketin temsil edildiğinin bildirildiği, suç tarihinde ise sanığın katılana ...yapı isimli şirketinin olduğunu beyan ettiği, sanık ile katılan arasında yapılan taahhütte ...Yapı kaşesi ile sanığın imzasının bulunduğu, sanık ile katılan arasında yapılan taahhüdün sanığın ortağı ve yetkilisi olduğu ...Prefabrik Demir Çelik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kuruluş tarihinden önce olduğu, bu haliyle suç tarihinde herhangi bir şirketin yöneticisi veya yetkili temsilcisi olmayan sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen "basit dolandırıcılık, tehdit, hakaret" suçlarının Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, dolandırıcılık suçu açısından 15.09.2008, hakaret ve tehdit suçları açısından ise 01.01.2009 olan suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar uzlaşma nedeniyle duran süre de eklenmek suretiyle gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 19.02.2026 tarihinde karar verildi.