B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/75 E., 2020/45 K.
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, şikayetçi ... vekili haricinde temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek katılan ...'e ait aracı ... adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile kiralayıp teslim almak şeklindeki eylemin katılan ...'e yönelik ayrı bir nitelikli dolandırıcılık suçunu; ... adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile aracı noterde şikayetçi ...'e satıp araç bedelini almak suretiyle haksız menfaat temin etmelerinin ise şikayetçi ...'e yönelik ayrı bir nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, temyize konu hükme esas iddianamede açılan davanın katılan ...'e yönelik eyleme yönelik olduğu anlaşılmakla, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde kimliği tespit edilemeyen sanıklar ile birlikte ...'e yönelik nitelikli dolandırıcılık eylemleri nedeniyle zamanaşımı süresinde dava açılabileceği mümkün görülmüştür.
1. Şikayetçi ... Vekilinin Temyizi Yönünden Yapılan İncelemede;
İddianame kapsamına göre sanıklara yüklenen suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan şikayetçi ... adına vekili tarafından yapılan temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gerekli 1412 sayılı CMUK'nin 317. maddesi uyarınca, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanıklar Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
Şikayetçi ...'e yönelik eylemden sanıklar hakkında bir dava bulunmadığı bu nedenle şikayetçi hakkında verilen katılma kararının hükümsüz olduğu gözetilmeden lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, sanıklar ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hüküm fıkrasında yer alan "Her iki katılan kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden dolayı avukatlık asgari ücret tarifeleri gereğince her iki katılan yönünden ayrı ayrı olmak üzere 6.810,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan müştereken alınarak her iki katılana ayrı ayrı verilmesine" bendi çıkarılarak yerine "Katılan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 6.810,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan alınarak katılana verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.02.2026 tarihinde karar verildi.