MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/34 E., 2014/151 K.
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşme, bozma
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre bilinen en son adreste tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın Merkezi Nüfus Kayıt İdaresi Sisteminde (MERNİS) kayıtlı adresi esas alınarak gerekçeli kararın tebliği yoluna gidilmesi, MERNİS adresinin bulunmaması durumunda ise daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmış olması kaydıyla bilinen en son adres esas alınarak 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre tebligat yapılması, daha önce kendisine tebligat yapılan adresin olmaması hâlinde ise adres araştırması yoluna gidilmesi, bu şekilde de tebliğe elverişli adresin bulunamaması hâlinde ise ilânen tebligat yoluna gidilmesi gerektiği, sanığın yokluğunda verilen hükmün; savunmasında bildirdiği ve önceden herhangi bir tebligat yapılmayan bilinen son adresine tebliğe çıkartıldığı, adresten taşındığından bahisle bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre tebliğ yapılmak suretiyle hükmün kesinleştirildiği; ancak dosya kapsamında sanığa, bu adres esas alınarak daha önce yapılmış bir tebligat işleminin bulunmaması nazara alındığında sanığa yapılan söz konusu tebliğ işleminin usulsüz olduğu, sanığın, öğrenme üzerine kararı kanunî süresinde temyiz ettiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 42 nci maddesine göre eski hâle getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulması hâlinde, inceleme yetkisinin Yargıtay Özel Dairesine ait olduğu anlaşılmakla, sanığın 04.06.2015 tarihli dilekçesinin eski hale getirme ile birlikte temyiz istemine ilişkin olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Yönünden
Sanık ...'un temyiz dışı diğer sanıklarla birlikte hareket ederek esasında tahsis edilmemesi gereken banka kredisinin temini amacıyla Kıyı Emniyet Müdürlüğünde çalıştığına dair sahte maaş bodrosu düzenlediği iddia olunan olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında kalacağı belirlenerek yapılan incelemede:
Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 15.01.2008 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322 nci maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
2. Sanık Hakkında Banka Veya Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Krediyi Sağlamak Amacıyla Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Yönünden
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 34... uncu maddeleri uyarınca Mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunmalar ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hüküm açıklanırken sadece 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrasında belirtilen koşulların varlığından bahsedilmesi suretiyle gerekçeden yoksun şekilde karar verilmesi,
2. Denetim süresi içerisinde suç işleyen sanığın, duruşmadan haberdar edilmesinin sağlanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, duruşma gününün sanığa bildirilmesi için çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği gözetilmeden, hükmün açıklanmasına karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
3. Hükmün açıklanmasına neden olan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun, hükümden sonra 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alınması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 2 nci ve 7 nci maddeleri de gözetilerek, hükmün açıklanmasına dayanak teşkil eden bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın güncel adli sicil kaydında ihbara konu olabilecek başkaca ilamların bulunup bulunmadığı da tespit edilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında kurulan hükümde; 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde, suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezaları belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve elde edilen haksız menfaat tutarının 5.000,00 TL olduğu nazara alınmadan 100 gün üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle adli para cezasının gün karşılığının eksik belirlenmesinden sonra 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin son fıkrası gereğince adli para cezasının menfaat tutarı olan 5.000,00 TL olarak belirlenmesi ve bu miktar üzerinden indirim yapılması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
11.02.2026 tarihinde karar verildi.