MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
I- Sanığın, suça konu bonoyu sahte olarak düzenlemek suretiyle “resmi belgede sahtecilik” ve “dolandırıcılık” suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında; öncelikle belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliği bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suça konu belge aslı getirtilerek belgenin duruşmada incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde belgenin dosya içerisine konulması ile aldatma niteliği bulunup bulunmadığının tespit edilmesi; sanığın savunmasında suça konu bonoyu düzenlemediğini iddia etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; üzerindeki yazıların ve imzanın sanığın ve katılan ...'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması, sanığın katılan ... ile yüzleştirilerek bonoyu veren kişinin sanık olup olmadığının katılandan sorulması, dosya içerisinde fotokopisi bulunan araç kiralama sırasında verilen sürücü belgesinin aslının ilgili trafik tescil müdürlüğünden sorulması ve mahkemece sürücü belgesi üzerindeki fotoğrafın sanığa ya da katılan ...'a ait olup olmadığının tespiti, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkumiyet hükümleri kurulması,
2-Kabule göre de;
a- Dolandırıcılık suçu yönünden; hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nin 157/1. maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b- TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 14.06.2021 oy birliğiyle karar verildi.