MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/19 E., 2015/337 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Yönünden;
Sanıklara yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılanın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Yönünden;
Sanıkların avukat oldukları, katılanın ise Fatih 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/23 Esas sayılı dava dosyasında resmî belgede sahtecilik, iftira ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suçlarından tutuklu olarak yargılandığı, sanıkların katılanın vekili oldukları, katılana ilk duruşmada tahliye ettirecekleri vaadinde bulunup ikna etmek suretiyle 16.01.2010 tarihli mahkemeden alındığını belirttikleri belgeyi katılanın eşi ......ye ibraz ettikleri ve katılanın eşi Banu'dan 10.000 Euro aldıkları, ayrıca katılan ve eşi ......ye 40.000 Türk lirası nakdi kefalet karşılığında tahliye edileceğine dair gerçeğe aykırı şekilde düzenledikleri ara kararını gösterip ikna ederek ...'dan 40.000 Türk lirası aldıklarını bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda; katılan ... 12.03.2013 tarihli beyanında; sanıkların avukatı olduklarını, bir suçtan dolayı cezaevinde bulunduğunu, tahliyesinin sağlanması için kendileri ile 10.000,00 TL vekalet ücreti karşılığında anlaştıklarını, aşamada tanık olarak dinlenen eşi ...'dan kefaletle tahliyesinin sağlanacağı vaadiyle 40.000,00 TL para aldıklarını, buna karşılık da eşine kefaletle tahliyenin gerçekleşeceğine ilişkin İstanbul 11.Ağır Ceza Mh.'de tanzim edilmiş (yazıyı) kararı gösterdiklerini bildirdiği, tanık olarak dinlenen sanığın eşi ...'un, "benim ile iki avukat mado kafede buluştular. Daha evvel verdiğim belgede gösterilen tarihte kendilerine parayı verdim. Kendilerine verdiğim paraya dair makbuz aldım. Ancak eşim o celse tahliye olmadı. Daha sonra eşimin başka bir dosyasını bulmuşlar. İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinde 2 yıllık cezası varmış. Bu cezayı kaldırmak için hakim başına 5 bin euro olmak üzere 15 bin euro para istediler . 15 bin euroyuda 2 mahkemeden önce size verdiğim makbuz üzerindeki tarihte verdim. Ayrıca eşim tahliye olmadı. Zaten söz konusu ceza 5 sene erteliymiş, 3 duruşmadan önce mahkemeye 40 bin TL kefalet yatıracaklarını, bu şekilde eşimin tahliye olacağını söylediler. Bana 10 maddelik yazı gösterdiler. Burada eşimin 10 gün içinde özgür olabileceği yazıyordu." şeklindeki beyanı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanıkların katılan tarafından aynı vekaletname ile avukatı olarak yetkili kılındıkları, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-(i) bendinde dolandırıcılık suçunun serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hâlinin nitelikli hâl olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyetinin tanımına yer verilerek; “Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya meslek bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde düzenlendiği, aynı Kanun'un 66. maddesi ise “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek hâlinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır.” hükmünün bulunduğu, Kanun'da kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hâli nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlendiği, sanıkların serbest meslek mensubu oldukları ve dolandırıcılık suçunu meslekleri gereği kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işledikleri anlaşıldığından, sanıkların 5237 sayılı TCK’nın 158/1-(i) bendinde düzenlenen atılı suçtan mahkumiyetlerine hükmedilmesi gerekirken yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle beraatlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
05.02.2026 tarihinde karar verildi.